Sözün Güzü mü, Kışı mı?

26 Aralık 2018 Çarşamba, 11:25

Konuşma, konuşa bilme insana özgü. Anlaşma, anlatma edimi. Allah Hazreti Âdem’e kelimeler öğretti. Kelimler konuşma, anlatma anlaşılabilme için. İnsan ilişkilerinde en önemli araç.

İnsanlığın dönemleri var. Bunlar hemen her dönemde yaşayan insanları tanımladığı gibi dönemi de tanımlar. Peygamber Efendimizin yaşadığı döneme Saadet Asrı, yani Mutluluk Asrı denir. Bu, salt dönem için değil dünya tarihini ve seyrini değiştiren bir süreç olduğundandır. Efendimize vahyolunan, gelen Kur’an’ın yanında yeni bir hayat anlayışı hemen bütün oluşlarıyla kurumlaşır. Devlet ve ümmet bilinçli yeni bir gelecek oluşur. Dil yeni, bakış yeni, anlayış ve kavrayış yeni. Geçmişten gelen ve birikmiş olan olumsuzlukların yeniden giderilmesi süreci.

İnsan var olduğu sürece tercihlerinde iradesiyle hareket eder. Arzu edilen ve istenen İslâm’ın öngördüğü, önerdiği yönde olanı. Tercihler insanı olumluya götürdüğü gibi olumsuzluklar da olumsuzluklara sürükler. İyi ile kötü, güzel ile çirkin tercihleridir bunlar.

İnsanlığa çağrı kelimeler iledir. İnsanlığı yoldan çıkaran da kelimelerdir. İnsanlığın hayrına olan olması gereken iyilik ve güzelliklerin olduğu ilâhi doğrultudur.

Şeytan da kelimelerin sahibi. O ise görünmez bir güç. İnsanın içine giren şey. Buna virüs mü desek şeytan mı? En iyisi şeytan. İnsan kendi tercihinde olduğunda sonuçlarına katlanmaya razı. Bu durumda yapılacak bir şey olamaz.

Saadet asrı, dönemi Müslümanlığın oluş ve başlangıcında yeni bir dönem. İnsanlığın kurtuluş yolculuğu. İman eden, bağlanan her Müslüman’ın yönü İslâm olur. O ana doğrultudan ayrılmama çabasında. Çünkü hayatın güzellikleri burada. Bu, sadece bugün için değil gelecek için de önemli. Öte dünya insanlığın geleceği. Bu, asla yok sayılamaz.

Dünyanın ruhunu kirleten de insan. Bunlar da dönemler oluşturur. İslâm dışılık da bir tercih. Dünyanın ruhunu bunlar kararttığı gibi, buna eşlik eden çıkarcı kimseler de olur. Çıkarcılık da İslâm dışılık.

İnsanlığın başına belâ olan da bunlar. Sömürü çarkı çıkarcılık. Bencillik. Sadece belli güç sahiplerinin silâhı ve tercihi.

İnsanlığın ruhunu ışıtacak olan gene İslâm. İslâm ruhu olan kelimeler ile. Müslümanlar ise bu ruhu bir bütün olarak yaşamakla yükümlü. Çünkü kelimeler bir başına yetmiyor. Kelimelerin sahibinin içtenliği, sahihliği bir o kadar geçerli. Bunlar birbirini tamamlar. Sevgili Efendimizin etki gücü bütündür. Sözün sahibi olduğu kadar kendinin de sahipliğinin gücü. Eminlik ve güvenliği. O’nda hiçbir durum sırıtmaz. Bundandır ki arkadaşları onunla uyum içinde. Sorunlarını her an giderebilme şansına da sahiptiler. Sözün güzelliği döneminde ve zamanında kimi zaman yeterince anlaşılmaya ve karşılık bulmayabilir. Güçlü ve etkin olan süreklidir. İyilik ve güzellikler hiçbir zaman kaybolmaz. Bunlar geleceği de tanımlar.

Yazımızın başlığına konu olan süreç, medya, reklâm ve dijital dönem için geçerli. Sözün bu kadar ayağa düştüğü olmamıştır. Çünkü iletim araçları ile iyilik ve güzelliklerden çok, gerek yazınsal ve gerekse görsel olumsuzluklar insanlığın üzerine boca oluyor. Okuma ve düşünme süreci hayattan çekiliyor gibi. Kelimelerden oluşan basılı nesneler ilgi görmüyor. İnsanlığın bunlara ayıracak zamanı yok! Çok meşgul. Öğrencilik döneminde sadece bir üst sınıfa geçmek için zorunlu olanı okuyorlar. Sınırlı bir alan. İnsanın bütüncül oluşunun önünde engeller bulunuyor. Alan daralmaları sınırlıyor. Sadece belli alanlarda insanlar uzmanlaşabiliyor ya da sınırlı olan bir hayatı tercih ediyorlar.

İnsan rastlantılara terk edilmiş ya da terki tercih etmiş. İdeal ve gelecek düşü olmayınca düşünce alanı gereksizlik oluyor. Dünya hırs ve tamahı da bunu besleyici.

İslâm’ın, olduğu gibi yeniden özü ve ruhuyla hayata geçirilmesi, yaşanması, özümsenmesi de Müslümanların elinde. Sahih ve sahici Müslümanlar ile olabilir ancak. (Milli Gazete)