Yol Aydınlığında Sevgili Efendimize

21 Kasım 2018 Çarşamba, 12:58

Yol var ve süreklilik iledir. Yol ve yön insanın temel izleği. Gidiş yönü.

Yollar değişir, çatallanır ve farklılaşır. Asıl ve öz olan insanlığa sunulan ilahi yol izleği. Peygamberler izleği.

Zaman akışında ve devrinde. Mekân sabit ve olduğu yerde. Rüzgâr ve sular akar hemen her birinin bir yönü var. Her oluşun bir nedeni ve gerekçesi bulunuyor.

İlk insan Hazreti Adem peygamberden günümüze var olan yol istikameti sulandırılmadan, bulandırılmadan bir bilinç ile bakış gerektirir. İlk peygamberden sonuncusuna kadar insanlığın sapmaları, yön değiştirmeleri, amaçsızlık ve hedefsizliğe bir gidiş. Bu; çıkar mı,  bir heyecan tutkusu mu, bir kapılış mı, yanılma mı? Hemen hepsi var olan durumlar. İnsanın tercihi ve gidiş arzusu. Tercihler ve arzular bir amaç, hiç kimseye neden bu yolu tercih ediyor veya seçiyorsun denilemez. Kişinin iradesi. Sonuçlarını kabullenme seçeneği. Bunun içindir ki kişi kendi ya cennetini ya da cehennemini oluşturur, yerini seçer ya da tercih eder. İradesizlik bir bahane ya da bir aldanış bir yanılma. Her insanın yönünü bulma yeteneği var. Seçeneklerini değiştirebilir. Bile bile bir yol tercihinde bulunanlar istedikleri yöne gitme hakkına sahiptirler. Gidebilirler. Hakikat sahipleri uyarıcı ve çağırıda bulunanlardır. Onlar da bir hizmet ile yükümlüdürler. İnsanların yönlerini değiştirme ya da bir yola sokma ya zorlamaları olamaz ve beklenemez. Böylesi tercihler zaten sağlıklı sonuçlar getirmiyor. Bu tip insanlar gerçek yüzlerini saklı tutarlar, ya da kendilerini çok da ele vermezler ama hep huzursuzdurlar.

Asıl dostlar ve yol göstericiler dilerler ve temennide bulunurlar. O zaman asıl uyarıcı insanın içine bir ışık düşürür. Bu, bir nedene bağlı olur. Uyarıcı ve ışık düşürücü birden güzellikler kapısını aralar. Nasibi olanlar orada yol alır giderler. Olmayanlar ise tercihlerine yönelirler.

İnsan doğası sağlıklı olanıdır. İnsan doğası zıtlıkların ve uçların çok ötesinde. Olması gereken.

Sevgili Efendimize verilenler ile insanlığı yol ve ışık sundu. Geleceğine hedefler sundu. Tevrat, İncil, Zebur asli özelliklerini yitirdi. İnsan eli değdi, özünden uzaklaştırdı. Gelişleri hak ve gerçek ancak varlıkları sorunlu. Çünkü o ilahi muştuların hiçbiri hakiki hâliyle mevcut değil.

Kur’an-ı Kerim bunların tamamı, toplamı ve özü. Hakiki ve hak olanın kendisi. Peygamberleri ve yaşanmışlıklarını söylencelerden uzak bir öz olarak Kur’an’dan, peygamberlerin isim ve konumlarını da oradan öğreniyoruz. Onların her bir meselleri asıl gerçeği görmede yarar sağlar. Onların etrafında bir dünya kurulabilir. Yeter ki öze bağlı kalınsın.

Efendimiz insanlığa bir yol gösterici, bir uyarıcı, bir rehber ve bir öz. Ona bağlı olanlar hayatın güçlüklerini elbette yaşarlar, yaşamalıdırlar. Orada insan hırsı ve tamahına sınırlar var. İnsan zıtlıklarına doğallıklı olan yaşama biçimleri sunulur. İnsan orada hem bir bütün hem bir huzur sunar.

Peygamberlerin dünya yüzünde şatoları, sarayları, mülkleri yoktur. Ehramları hiç olmamıştır. Zulüm çağrıştıran hiçbir nesneleri ya da meselleri yoktur. Hemen hepsi mazlumdurlar. Bu dünyadan göçtüklerinde geride kalan sadece kendilerine sunulanlardır ve onların sonuçlarıdır.

Şiirli ve güzellikli bir yol hayatı, en güzeli en iyiyi sunar. Kişilerin tercihi ya bu yöndedir ya da kendi tercihleri olan bir başka yönde.

Zaman sabitlenemez. Akışı ve gidişi yaratılışı gereği kendi yönündedir. Hakikati sunar onda var olan kâinat ve bilinç sahibi olan insan. Ancak güzelleştiren de insan asıl ideal sahipleri. Onlar hayatı anlamlı kılarlar. Sevgili Efendimizin yol ışığında ve yönünde olanlar bunu gerçekleştirirler. O yolda elbette yanılma ve yanlışlar olabilir ama asla kasıt olmaz. Bilinç her şeyin üstesinden gelir.

Güzel ve iyi insanlara düşen yol yönünü bozmadan sağlıklı yürüyüşüdür. (Milli Gazete)