İnsanlığın Meşguliyet Alanları

29 Ekim 2018 Pazartesi, 10:59

Büyük bir değişim süreci var. İdeolojilerin hayatta olduğu, kimi sivil toplum kuruluşlarının, ya da kamu kuruluşlarında görev alanların sorumluluk alanları bulunuyordu. İşçi, köylü, esnaf ve benzeri kuruluşların temsilcileri, öğrenci dernekleri ve kuruluşları etkili alanlardı. Bunların başında da sendikalar ve öğrenci toplulukları geliyordu. Bunların karşıtları doğal olarak yer alıyordu. Oldukça etkili oluyorlardı. Kimi zaman eylemler olduğunda hayat dururdu.

Sendikalar da gruplara ayrılıyordu. Kendi aralarında da tanımlamalar yapılırdı. Gerçek sendika ya da sarı sendika. Gerçek olanlar diye tanımlananlar sosyalist ya da Marksist dayanakları olurdu. İşveren yanlısı olanlara ise sarı sendika deniliyordu. Ellerinde orak çekiçli flama ve bayraklarla büyük gösteriler yapılıyordu. Neden orak çekiç, işte bu bir soru. Çünkü Marksist felsefenin bir sonucuydu. Dolayısıyla Rusya kendiliğinden hayatın içinde yer alıyordu. Bugün artık sendikaların hiçbir hükmü yok desek yeridir. Kamu kurumları özelleştirildiğinden ya da kapatıldığından etkili olan sendikaların işi bitti. İşverenlere ait kurumlarda ise zaten aşırılıklara izin verilmezdi. İşçiler istendiği anda kapı dışarı olabiliyorlardı.

Marksizm, düşüncede değil ama uygulamada son buldu. Bugün böyle bir faaliyet alanı yok artık. Asıl sahipleri de bunu terk etti. Sosyalizmin fiili dağılışı bunun sonunu getirdi. kapitalizmin büyük başarısı da diyebiliriz buna.

İnsanların faaliyet ya da meşguliyeti tamamen değişti. Hemen herkesin, çocuklar ve yaşlıların tamamının ellerinde telefonlar ve dijital bir alan var. Yaş gruplarına ve gelirlerine göre hemen hepsinin nitelikleri farklı olanları yer alıyor. Bir evin asıl gereksinimlerinden çok daha önemli bir nesnedir dijital. Bir buzdolabından daha pahalı ve daha değerli. Eşyanın hayata ve insana egemenliği daha çok dijital nesnelerle etkili.Kimsenin eylem yapma gibi lüksü ve zamanı yok. Çünkü zaman artık avuçların içinde. Eylem düşünecek hali yok.

Kimi gösteriler ise anında ve çok şiddetli bastırıldığı için insanlar tırstı. Bir başka durum ise insanların iş alanları daraldı. Teknoloji insanın yerini aldı. Onları için şimdi bir oyalanma alanı gerekiyor. Kapitalizm bunu çok iyi başarıyor. Sadece dijital değil desek ama hayata o kadar çok egemen ki, üzerinde ayrıntılı düşünmek gerekiyor. Futbol maçlarına gidenlerin, tribünlerde olanların dikkati futboldan çok ellerindeki nesnelerde. Önce bir öz çekim yapacaklar, bir yandan maç izlerken bir yandan da ellerindeki nesnenin dünyasından kopmayacaklar.

İslâmcıların öyle canhıraş tepkilerinden de söz edilemez. Meşguliyet alanı hemen hemen aynı. Bir de siyasanın ağır baskısı veya gücü, insanların düşünme alanlarını tıkadı. Onlar artık düşünme derdi içinde değildirler. Onlar adına bir iktidar var ve o her şeyi öyle ya da böyle hallediyor. Onların doğrusu ya da yanlışı olmaz. Ne yapıyorlarsa iyidir, doğrudur ve güzeldir.

Kapitalizmin islâmî kılıklı olanı desek yeridir. Kapitalizmin sistem ve uygulamasının tonu bile hafiflemedi. Yöneticilerin değişmesi sonucu değiştirmiyor. Sistem aynı, uygulama aynı, müdahil olunması gereken hiçbir hususa dokunulmuyor.

En basitinden düğünlerdeki şatafat, uygulamalar ve yaşananlar karşı taraftakilerden hiç de farklı değil. Fark sadece alkol olmayışı. Tüketim ve gösterişte yarıştadırlar. İdeolojiler yok kapitalizm var.

Asıl konumuz insanlığı kuşatan nesnelerin ve onların oluşturduğu ruh dünyası. İnsanların mahremiyetleri de. Bir de bu alan alabildiğine cesur ve pervasız.

İnsanlığın dünyasını değiştirecek, büyük devrimler ve değişimler yaptırtacak bir ruh hâlinden söz edilemez artık. Siyasal kuşaklardan çok diji ve kapitalist ruhlu bir insanlık ile iç içe bulunuyoruz. Bu alanda her şeyden haberdar ama derinliği olmayan bir insanlık süreci. Hiç kimse ile düşünsel bir tartışmaya izin olmaz. Çünkü karşındaki her şeyi biliyor. Belki de muhatap kendi cehaletinin bile olduğu sanısına kapılabiliyor. (Milli Gazete)