General McMaster savaşı kaybetti!

25 Mart 2018 Pazar, 09:56

Washington’da haftanın en önemli olayı General Herbert Raymond McMaster’ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevinden ayrılmasıydı. Beyaz Saray defalarca yalanlamış olsa bile Trump ile ciddi sorunlar yaşayan McMaster’ın gidici olduğu belliydi. Önceki yazımızda McMaster’dan boşalan koltuk için “Bıyıklı Neocon” olarak şöhret kazanan John Bolton’un öne çıktığını belirtmiştik. Duyumlara göre Trump 6 Mart günü “Oval Ofis”te Bolton’la görüşmüş, “Sana burada ihtiyacım var” demişti. Bolton ise Trump’a Dışişleri Bakanlığı’nı veya Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’nı kabul edeceğini söylemişti. Trump Tillerson’ın yerine CIA Başkanı Mike Pompeo’yu getirince, Bolton’a da Ulusal Güvenlik Danışmanlığı kaldı.

Tillerson, Savunma Bakanı James Mattis, Beyaz Saray Genel Sekreteri John Kelly, Genel Kurmay Başkanı General Joseph Dunford ve Ulusal Ekonomi Konseyi Başkanı Gary Cohn ekonomi, dış politika ve ulusal güvenlik gibi başlıklarda Trump’ı frenleyen “yetişkinler kulübü”nün üyeleri olarak görülüyorlardı. Cohn, Tillerson ve McMaster gitti. Trump’ın iç kabinesindeki “yetişkinler kulübü”nde, yeri şimdilik sağlam görünen bir tek Mattis kaldı.

Dış politikada “Neocon” duruşlarıyla bilinen ve diplomasiden çok askeri seçeneklere öncelik tanımalarıyla şöhret kazanmış bulunan Pompeo ve Bolton’un çok daha etkili olacaklarına inanılıyor. Trump’ın ‘Yetişkinler Kulübü’ tarafından sınırlandırılmaktan iyice sıkıldığı ve bundan sonra kendi içgüdüleri doğrultusunda yola devam edeceğine dair bir kanaat var.

Yeri gelmişken Tillerson, Cohn ve McMaster’ın ayrılmalarının “İsrail Lobisi” tarafından bayram havasında karşılandığını not edelim. Beyaz Saray eski Baş Stratejisti Steve Bannon’ın yanı sıra “Ulusal Güvenlik Konseyi”nde sıkı İsrail yanlısı bazı isimlerin McMaster tarafından kovulmasına en fazla tepki gösterenler de bu çevrelerdi. Riyad ve Birleşik Arap Emirlikleri de Tillerson ve McMaster’ın gitmesine sevinenler kulübünde yer alıyor. Tillerson ve müttefikleri “Katar’a ambargo” konusunda Trump ve damadı Kushner ile ters düştüler. ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınmasına da aynı ekip sıcak bakmıyordu. Tillerson, taşıma işleminin geciktirilmesi için bürokratik engelller çıkarmakla bile suçlandı.

Pompeo’nun göreve başlaması için Senato onayı gerekiyor. Kamu görevlisi olmayanların Ulusal Güvenliği Danışmanlığı için ise Senato onayı sözkonusu değil. Bolton, George W. Bush döneminde ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi atanmıştı. Cumhuriyetçilerin kontrol ettiği Senato, Bolton’u bu göreve uygun bulmamıştı. Trump, şimdiki Senato’nun da onay vermeyeceğini düşünerek Dışişleri Bakanlığı için Bolton’u uygun bulmamış olabilir.

Pompeo ve Bolton atamaları Demokrat ve liberal çevrelerin yanı ana akım Cumhuriyetçi ve muhafazâkar çevrelerde de hoş karşılanmadı. İki isim de “İran Nükleer Anlaşması”nın bozulmasının en şiddetli taraftarları. Tillerson, McMaster ve Savunma Bakanı Mattis ise anlaşmanın korunması için Trump’ı firenleyen isimlerdi. Dolayısıyla Mattis, İran başta olmak üzere birçok başlıkta Bolton ve Pompeo karşısında tek kalacak. Pek ihtimal verilmese bile Mattis’in Pompeo’yla uzlaşması halinde firenleyici pozisyonunu sürdürebileceği söyleniyor.

McMaster doktora tezi olarak Vietnam Savaşı’nı seçmişti. Tezini 1998’de “Görevin İhmali” başlığıyla yayınlayan McMaster, “Vietnam Savaşı sahada kaybedilmedi. Bu savaş ne New York Times’ın ön sayfalarında, ne de üniversite kampüslerinde kaybedildi, Washington D.C’de kaybedildi” diyordu. Askeri okullarda okutulan kitabında McMaster askeri liderleri dönemin ABD Başkanıyla Savunma Bakanı’na savaşla ilgili gerçekleri yansıtmaya cesaret edemedikleri için suçluyordu. Kaderin ilginç bir cilvesi olsa gerek, General McMaster askeri kariyerini Başkan Trump ile yaşadığı uzlaşmazlık sebebiyle Washington D.C’de noktaladı. (Yeni Şafak)