"Doğu Kudüs Filistin’in başkentidir" kararı ne anlama geliyor?

14 Aralık 2017 Perşembe, 11:24

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İstanbul zirvesinden tarihi bir karar çıktı. “Doğu Kudüs, Filistin devletinin işgal altındaki başkentidir.”

Karar oybirliği ile kabul edildi. Çok önemli.

Aslında İİT’nin kuruluş amacı Kudüs’ün işgalden kurtulmasıydı. Ancak bugüne kadar, sadece temenni boyutunda olan cümlelere yer veriliyordu.

Şimdi ise kesin ve tartışılmaz bir ifadeyle, “İİT, Doğu Kudüs’ü Filistin Devleti’nin başkenti ilan eder” diyerek Amerika’nın aldığı hukuksuz karara çok ciddi bir cevap verilmiş oldu.

KARARDA TÜRKİYE’NİN LİDERLİK ETKİSİ

Bu kararın alınmasındaki en büyük etken Türkiye’dir. Bu tartışma götürmez bir gerçektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’ın kararını açıklamasından bu yana, en yüksek perdeden kararı kınayan ve İsrail’e en sert eleştirileri getiren tek İslam ülkesi lideridir. Ayrıca yürüttüğü diplomasi ile Rusya, Avrupa ve İslam ülkelerini de etkilemiştir.

Erdoğan’ın açıklamalarının kamuoyu ve halklar üzerinde yarattığı büyük etkiyi, diğer liderler görmezden gelemedi.

Erdoğan'ın, İİT açılışında yaptığı konuşmada, alenen "Doğu Kudüs’ü Filistin Devleti’nin başkenti ilan edelim" diye çağrı yapmasından sonra, hangi ülkenin buna itiraz edeceği ya da çekimser kalacağı merakla bekleniyor.

Şurası kesin ki, bu karara itiraz eden hangi ülke olursa olsun, "İslam dünyasında Kudüs’e ihanet eden ülke" konumuna düşeceği kesindi. Bu yüzden kimse buna cesaret edemedi ve oybirliği ile karar alındı.

KARAR, BM’YE GÖTÜRÜLECEK

Karar, işgal altındaki Kudüs’ün statüsünü yeniden dünya gündemine taşıyacak. En başta unutulmuş bir konu, ABD tarafından ihlal edilen bir mesele, yeniden hukuk ve diplomasi zemininde tartışmaya açılacak.

Tartışma, kamuoyunda yükselirken, İİT ayrıca bu kararı BM Güvenlik Konseyi’ne götürecek. Bunun BM kararına dönüşmesini, yani 1967 BM kararlarının uygulanmasını isteyecek. Doğal olarak ABD bunu veto edecektir. Rusya, Fransa, İngiltere her ne kadar ABD kararına itiraz etse de, BM Güvenlik Konseyi’nde kaçamak bir tavır alması bekleniyor. Türkiye buradan karar çıkamayacağını bildiği için buna da hazırlık yaptı.

GENEL KURUL’DA KUDÜS OYLANACAK

Güvenlik Konseyi’nde ABD vetosuna takılan kararı Türkiye ve İİT Genel Kurul’a getirecek. Burada eğer üçte iki oyla karar kabul edilirse, Güvenlik Konseyi kararı gibi etkili olacak. İşte bundan sonraki yol haritasında İİT’nin ve onu domine eden Türkiye’nin hedefi bu. Eğer BM bu kararı onaylarsa, bundan sonra İsrail sıkışmış, ABD büyük bir ‘gol yemiş’ olacak.

Karardan sonra İslam ülkeleri Doğu Kudüs’te Filistin büyükelçiliklerini açmak isteyecektir. Filistin toprakları İsrail işgali altında olduğu için, İsrail buna izin vermeyecektir. İşte o zaman 57 İslam ülkesini karşısına alacak.

SONRAKİ GELİŞMELER DAHA ÖNEMLİ

Sonrasında nasıl bir seyir izleneceği tam belli değil. BM’den bir karar çıkması için 57 İslam ülkesinin haricinde, bir o kadar daha ülkenin oylamada Filistin’den yana tavır alması gerekir. Bu sağlanabilir mi? Göreceğiz.

Öte yandan İsrail bugüne kadar hiçbir BM kararını uygulamadı. Bu karar çıkması halinde uygulayacak mı? Bence uygulamaz. Peki, BM kararını uygulamak isteyen İslam ülkelerini nasıl durduracak? Bunu da göreceğiz.

Tüm bu süreçlerde ABD ve İsrail ile yakın ilişkide olan, hatta onlara destek veren Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve bunların etkisinde olan ülkeler, bu kararlara imza attı ama arkasında duracak mı? Bu şüpheli.

BM oylamasında bir fire verilmemesi gerektiği gibi, sonrasında daha sert uygulamalar, mesela yaptırım, ekonomik ilişkilerinin kesilmesi gibi, kararlar alınmak istendiğinde, buna uyacaklar mı? Hep birlikte izleyip göreceğiz.

Ne olursa olsun, alınan karar, karardaki sertlik oranı, oy birliği ve bundan sonra yapılacaklar konusundaki duyurular tarihi niteliktedir.

Bu arada Türkiye, bu kararda önderlik yaptığı gibi, İslam dünyasının lideri olduğunu da ilan etmiş oldu. (Yeni Şafak)